25 Haziran 2017 Pazar

 

ESKİ KARAHALLI DÜĞÜNLERİ

Şerafettin Polat

Şerafettin Polat

E-Posta : serafettin_polat@hotmail.com

 Karahallı düğünleri derken, günümüzden en az bir altmış sene öncesinden söz etmemiz gerekiyor. Yoksa günümüz düğünlerini anlatacak olursak fazla ilgi duyulmayacağı aşikar. Eskileri anlatalım ki; gençlere o günlerin yaşam biçimi hakkında nostaljik bilgi aktaralım diye düşündüm.

Bugün otuz yaşındaki bir gence evli misin bekar mısın diye sorulabiliyor. Ama bizim çocukluğumuzda evlenme yaşı erkeklerde yirminin altında bazen on yedi on altıya kadar indiği oluyordu. Şöyle bir tespitimden söz edeyim 4 Mayıs 1948 tarihinde Karahallı'dan bir otobüs dolusu gençler askere gidiyor bu gençlerin içinde yalnızca ikisi bekar diğerlerinin hepsi evlidir. Askerlik öncesi evlilikler olduğuna göre, bugün bizlere garip gelecek adetleri anlatalım. Oğlan anne ve babası kendilerine uygun buldukları ailelerin kızlarından birine bakarlar, günlerce düşünürler bu arada oğullarına da sorarlar falancının kızına bakıyoruz yani sana almak istiyoruz deyip gencin fikrini de sordukları olur. (Ne oldu bu ifadeleri biraz tuhaf buldunuz herhalde, ne yapalım o günler öyle idi) Alınacak kızı önce oğlanın annesi babası beğenmesi lazım, zavallı genç, belki kızı görme olanağına bile sahip olmayabilir. Çoğunlukla genç olumlu cevap verir.

Kız isteme durumu günlerce sürdüğü olur bazen da çabuk anlaşılır. Kız tarafının olumlu yaklaştığı anlaşılınca erkek tarafının yakınları (bunlara erkek tarafının ağır topları demek uygun olur) erkek büyükler ve de hatırlı kişiler son noktayı koymaya giderler, artık söz verilmiştir, sıra nişan koyma toplantısındadır.

Yalnız kadınların gittiği bu toplantıya aynı zamanda "el öpümü" de derler gelin kız gelen kadınların sırayla ellerini öper kız tarafından bir bayan eline aldığı tepsiyi gelenlerin arasında gezdirir bu tepsiye herkes durumuna göre para atarlar bu adet ve aynı zamanda bir yardımlaşma örneğidir. Bu sıralamadan sonra davul çalınır kadınlar arasında ellerinde kaşıklarla oynanılır. (Değerli arkadaşım ve meslektaşım Ali İhsan Özkan, kaleme aldığı " Dünden Bugüne Karahallı" kitabında bu konuları çok güzel işlemiş,)

Nişandan sonra sıra düğündedir, oğlan evi üç-beş yakını ile birlikte kız evine ziyarete giderler. Bu; düğüne ne zaman başlayacağız diye kararlaştırma toplantısıdır. Çoğunlukla kız tarafı ileri tarihe bırakılmasını ister, beri tarafta bir an önce olmasında ısrarcıdır ve tarih kararlaştırılır. Düğünden bir hafta kadar önce oğlan babası ve annesi fazla olmamakla birlikte bir-iki yakınları ile kız evine ağırlık koymaya giderler, yapılacak masraflara katkı olsun düşüncesinden kaynaklanan bir töre. Seyrek olarak az bulunup daha fazla istenildiği gibi, bazı kız babaları da bu parayı kabul etmezler. Düğün tarihi kararlaştırılmıştır düğünden önceki günlerde resmi nikah yapılır. Buna "belediyeye çıkmak" diye tabir edilir. Taraflar kalabalık olmazlar orada resmi işlem yapılır. Düğün çoğunlukla Pazar gününe denk getirilir. Cuma günü akşam kız evinde "kızgıtı" denilen davullu oyunlu eğlence yapılır. Cumartesi öğleye doğru kızın kız arkadaşları toplanır yemek yerler çevreye çıkıp düğüne sözlü olarak davet ederler buna " kız ünnemek" denir. Toplu halde çağrı işi biraz eğlenceli olur, bazı yerlerde şeker ve sakız dağıtılırdı. Bu işlem Bahçe mevkisinde yapılırdı. ( Bu günkü Haşan Gürel Okulu'nun önündeki yola Bahçe denilir)

Akşam kız evinde kına gecesi vardır, ama oğlan evindeki tatlı telaş bir başkadır. Yarın öğle yemeği onlarda yenecektir. Beş on gün önce keşkek dövülmüştür. Bir hafta kadar önce de artık kaç ölçek buğday öğüttürülmüş bilmem, yufka yapılır, yufka yapılacak hamurun başlangıcını Hacc'a gidip gelmiş bir kadına yaptırılır o zaman ekmek daha bereketli olurmuş. Düğün günü öğleyin verilecek yemek daveti için çevreden sini sini altına konacak kasnak, kaşık, sahan, tabak ve de yemek pişecek kazanlar toplanır. Bunlar oğlan tarafının işidir. Ayrıca aşçı tutulmuştur, et doğrama soğan soyma gibi işler komşu kadınların işidir.

Öyle ya ne demişler" Harman yel ile, düğün el ile olur."

Şimdi gelelim kına gecesine; Cumartesi akşamı yani düğünden bir gün önceki akşam kız evinin ayarladığı bir yerde kadınlar toplanılır, (o zamanlar herhangi bir düğün mevkii veya salon yok çoğunlukla kız tarafının evi olurdu) Bu gecede davul çalınır, kadınlar oynarlar, türküler söylerler. Doğal olarak yöremizin sevdiği ezgiler olur bugün bile severek okuduğumuz o zamandan kalma bu türküler biz yaştakilerin çok hoşuna giderdi.

Oğlan evindeki eğlence bir süre devam ettikten sonra kız evine gidilecektir. O geceye özgü az çapta da olsa hediyeler alınır damat, sağdıç anne ve yakınları olan hanımlar ellerinde davul damadın veya bir yakının elinde aydınlatıcı lüks bulunur öyle gidilir. Yolda davul eşliğinde türkü söylenilir öyle sanıyorum ki; Emirdağı türküsü mutlaka okunur. Bu olaya "kına basmaya gidiliyor" denirdi.

Kız evi gelenlere yer verirler damat sandalyede otururdu. Yine oğlan evinde kalıp eğlenceyi devam ettirenler olur orası da boş kalmaz. Kız evindeki kına gecenin geç saatlerine kadar devam eder, çalma oynama bittiği zaman belli oyuncular vardır onlar hemen orada hazırlanırlar başlarlar orta oyununa, ama ne oyun izleyenleri gülmekten kırar geçirirler dersek mübalağa olmaz. Oyun sonrası on-onbeş bayan halka olarak ortaya gelin adayını alırlar. Gelin gelin allı gelin türküsünü söylerler. Gelinin eline kına yakma işlemi başlar bu arada acıklı türküler söylenir. Gecenin epey ileri saatine gelinmiştir artık yatılmalı ertesi güne çok iş var.

Pazar sabahtan kazanlar ocaklara konur yemekler öğleye yetişecektir. Bu işlemin oğlan evinde olduğunu hatırlatalım. Damat adayının arkadaşları başta sağdıç olmak üzere hepsi buradadır. Bunlar öğleye yakın hazırlanan yemeklerden yerler çünkü az sonra sofralara servisi yapacaklardır.

Öğle namazı kılındıktan sonra camiden çıkan davetliler gelmeye başlarlar. Hazırlanan sinili yer sofralarına otururlar, tüm davetlilerin geldiği kanaati hasıl olunca sofra sayısı tespit edilir. Aşçı başı o sayıya göre yemekleri koyacaktır. Yemekler; pirinç çorbası. Nohutlu et kavurma, soğan musakkası, üstü tereyağı soslu keşkek, pişirme turşu, tatlı olarak mevsime göre; hoşaf, tel kadayıf, tahin helva, un helvası, karpuz gibi olabilir. Hoca yemek duasını okur, yemek olayı bitmiştir. Bir tencerede kahve pişirilir fincanlarda verilir ayakta içilir, herkese yeter mi diye sorarsanız orasını fazla karıştırmayın.

Şimdi sıra geldi güveyi ve sağdıcın baş derilmesine, bu arada atlılar atlarına binmişlerdir gemlerini geven ve de az sonra çıkacakları yolculuklarının ulviliğini adeta hisseden hayvanların insanı heyecanlandıran kişneyişleri ortalığa bir başka hava verir. Yere hasır serilmiştir, hoca güveyi ve sağdıcı yanına alır davetliler çevrelerine toplanmışlardır. Dua başlar herkes amin, amin der ve duanın devamı olarak uyaklı duasını okurken, hazırda bulunan poçuları güveyi ve sağdıcın beline bağlar ikinci poçuları da boyun atkısı gibi boyunlarına sarar. Baş derme işlemini öyle sanıyorum ki en çok yapan kimse rahmetli Hafız Veli Hoca'dır Çok güzel dua eder sesinin mükemmelliğini nasıl anlatalım öylesine, Tanrı vergisi diyelim. Dua bitince sağdıç ve damadın başına madeni para atarlar. Artık sıra gelin almaya gidilecektir, üstü kapalı yaylı arabası birkaç tane olur kadınlar binerler birine gelin binecektir, damadın annesi babası yakın akrabalardan büyükler gelin evine giderler. Tabii atlılar da kafileyi takip edeceklerdir.

Gelin evinde bir hayli kalabalık beklemektedir. Gelin almaya gelenler karşılanılır, on beş dakika kadar sonra kız babası ve damat babasının kollarına yapışan gelin, kalabalığın tekbir ( Allahu Ekber, Allahu Ekber) sedaları arasında yaylı arabaya biner gelini alanlar mutlu mutlu Allaha ısmarladık diyerek ayrılırlar, ama kalanlar nede olsa kederlidir ağlamadan edemezler. Gelin ve damat evi yakın da olsa çevre dolaşılacaktır, atlılar dönüşte belli bir mesafe kaldığı zaman yarış yaparlar kazanan damattan küçük değerde de olsa bir ödül alır. Gelin arabası damat evine yaklaşınca kalabalık heyecanla toplanır. Cıngıllı gelin yine tekbir sedaları ile arabadan indirilir damat gelini karşılar ve içeriye götürülür geline evi gösterilmiş olur.

Sonra kalabalık kadın misafirlerin ortasına bir sandalyeye oturtulan gelin sanırım uzun süre hiç konuşmaz onun için konuşmayan kimselere "yeni gelin gibi somurtuyor" derler. Evet, gelin evdedir damat, sağdıç ve arkadaşları evden adeta kovulmuş gibi giderler. Akşama kadar gelmezler, akşam olunca yalnız sağdıç ile damat eve gelirler evde birkaç sofralık yemek konur. Komşu ve akraba büyükler hazır olurlar yatsı namazı sonrası hoca dini nikah yapacaktır. Damat hazır ama gelin odasındadır erkeklerin arasına gelmez hazırda bulunan güvenilir büyük bir amca gider gelinden vekillik ister alır ve hocanın karşısına oturur gelin adına o konuşacaktır, hocanın damadın adını söyleyip bunu kocalığa kabul ediyor musun sorusuna evet cevabı ondan gelir hocanın duası ile nikah tamamlanır.

Davetliler dağılır damat ve gelin ömür boyu mutluluk dilekleri ile dünyaevine girerler. Düğün ertesi duvak günüdür, bu akşama olacaktır geline yine allı yeşilli gelinlikleri giydirilir cıngılları takılır başında altın pullu fes vardır süsler arasında renkli horoz telekleri bile takılmıştır. Akşama kadar ziyarete gelenlere gelin gösterilmiş olur bu gelenler tabii kadınlardır. Akşam olunca uzaktan yakından gelen düğün izleyicilerin topluluğu ortasında davul çalınır oynanır bu kına gecesi gibi uzun sürmez yinede şarkılı türkülü oyunlarla gece sona erdirilir artık düğün bitmiştir.

Bu yazımızda görüldüğü gibi yalnız Karahallı düğün adetleri göz önüne alınarak anlatıldı. Şüphesiz, köylerimizin her birinde ayrı ayrı uygulamalar olmaktadır o nedenle yalnız merkezdeki düğünleri yansıtmaya çalıştık. Yaylı arabayla gelin dolaştırma adeti 1950Terden sonra yerini jeeplere bıraktı. Benim düğün gördüğüm yıllar 1940'lı yıllardı. Bu dönemlerden önce gelinlerin atlara bindirilerek dolaştırdıklarını yaşlılarımızdan bilgi edindim.

Gelinleri allı yeşilli giyindirme, cıngıllarla ve tüylerle süsleme 1955'lerden sonra yerini asri gelinlik denilen beyaz tül gibi giysilere ve parlak sim süslemelere bıraktı. Oğlan babası tarafından kız babasına verilen ağırlık parası bugün yok gibidir. Köylerdeki düğünler çalgısız olmaz örneğin; Paşalar 'da kırk elli sene önce koca davul denen bir davul bir zurna eşliğinde düğün yapılırdı. Daha sonraları tam çalgı denilen davul, trampet, klarnet, trompet, saksafon çalgı topluluğu getirilmeye başlandı. Karahallı merkezde de düğünlerde çalgı olmaz ama, Boğaz mahallelilerde çalgısız düğün yapmazlar. Hoşça kalın efendim.

 

 


02 Şubat 2016 Salı 22:27
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÖNE ÇIKANLAR

Başkan Topçu'dan 20 Milyonluk Dev Yatırım !!!

Belediye Başkanı Ali Topçu, 10.000 nüfuslu ilçeye, 20 milyonluk yatırımla meydan ve belediye hizmet binası

Önder Çengel Köy Ziyaretlerine Devam Ediyor

Karahallı Kaymakamı Önder Çengel Köy Ziyaretlerine devam ediyor

EMEKLİ POLİS MEMURUNDAN KARAHALLILAR VAKFI'NA BAĞIŞ

Emekli Polis Memuru Nevzat Zora'dan Karahallılar Vakfına anlamlı bağış

KARAHALLI'DA SIR ÖLÜM

Karahallı'da oto tamircisi 28 yaşındaki Avni Şahin, elleri arkadan plastik kelepçeyle bağlı, işyerinin

KARAHALLI'DA KIZ ÖĞRENCİ YURDU KAYIT ALMAYA BAŞLADI

2016-2017 Öğretim yılı için Karahallı Belediyesi Yükseköğrenim Kız yurdu Kayıt almaya başlamıştır.

Karahallı Belediye Başkanı Topçu; “Karahallı Makus Talihini Yenecek”

Karahallı Belediye Başkanı Ali Topçu, "Karahallı ilçesinin makus talihini değiştirmek için var güçleriyle

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

UŞAK - HAVA DURUMU

USAK